TÜRK SAVAŞ SANATI SAYOKAN

 
Ana Sayfa
SAYOKAN
Yabgu Nihat Yiğit
Tayangu Tacettin Keskin
Alpagut Korgan Ailesi
Sayokan Web Siteleri
Sayokan Onganları
Alpların Fotoğrafları
Ziyaretçi Defteri
Sayaç
İletişim
Mahmut Arslan
Videolar
MOKAN
Karakter
Neden Savaş
Safranbolu Seminer
SayokanForum
Sayokan Esenler
Sayokan haberleri
 

Karakter

 Türk Savaş Sanatı

     
  klogo.gif (3764 bytes)
   KARAKTER :
    Sayokan yapacak alpların karakterleri, taşıması gereken hususiyetler aşağıdaki şekilde olmalıdır. Topluma, ailemize,
  devletimize, çalıştığımız yerlere yararlı birer fert olmak, şahsiyetimizle, karakterimizle direk bağlantılıdır. O zaman
  kendimizde var olan zaafları ortadan kaldırmak, erdemli, olgun olmak için inandıklarımızı yaşamaya başlamak ilk
  koşuldur. Ayrıca Sayokan içinde birlik ve beraberliği pekiştirecek, aynı dili konuşacak, aynı fikri benimseyecek, aynı
  amacı taşıyacak, aynı gönlü taşıyacak kitlenin oluşması içinde, karakterin aynı olması önemlidir.
 
         Sayokan'ın karakteri Sayokan Alpları ve taraftarları tarafından yaşatılır. Yani bu karakter Alpların karakteridir ve
 yaşanarak canlılık kazanır. Bu karakterin disiplinlerini söylev olmaktan çıkarır, yaşamının bir parçası, beşeri
 münasebetlerinin disiplinleri haline getirir. Nedir bu karakterin disiplinleri ?
 
 1 - Atatürk'ün Türk milliyetçiliğinin birer neferi olmaktır.  16 bin yıllık tarihinin bilincindedir, gerçek tarihi bilgileri ile donanmıştır. Bu tarih süreci içinde tarihi, kültürel, geleneksel tüm unsurları bilir ; tüm çağdaş, demokratik, teknolojik, kısaca bilimsel tüm üretkenliği bu değerleri unutmadan sürdürür. İlericidir, yenilikçidir, gelişmeye açıktır ama kültürel değerlerinin, töresinin üzerine inşa eder ve yükselir. Çağdaş, demokratik, medeni gelişmeleri sağlarken, kimliğini unutmaz ; başka medeniyetlerin gelişmelerinden istifade ederken veya ilham alırken milli hususiyetleri de terk etmez. Çağdaş ve medeni olmanın, kimliğini ret etmek olmadığını çok iyi bilir.

  
2 -
Vatanı, Bayrağı, devleti, dili, bağımsızlığı vazgeçilmezdir. Aştan, işten, rızıktan önce gelir. Bilir ki, bağımsızlığını yitirmek, esaret altında yaşamaktır. Esaret altında, inancımızı da, dilimizi de, kültürümüzü de ve Atatürk’ün Türk milliyetçiliğini de yaşayamayız. Unutmayın ki atalarımız tarihin hiç bir döneminde esaret altında yaşamamışlardır.

 
 3 -
Adalet, baki olmanın mutlak kaçınılmaz direğidir. Adalette dahi ben merkeziyetçi olamaz, zerre kadar da olsa adaleti, hakkaniyeti dimdik ayakta tutar. "Hak" için hakkı söylemek ve hakkı söylemekten korkmamak, adaletli olmak demektir.

 
 4 -
Tarafsız değildir, çünkü tarafsızlık kişiliksizliktir. Tarafı bellidir, milli değerlerimiz ve çıkarlarımız ve hakkaniyette hakkın olduğu taraftır.

 
 5 -
Kendini, sahip olduklarını, donanımlarını çok iyi bilir. Neye yetkin olup olmadığının bilincindedir. Çünkü kendini tanımazsa, farkında olmadan nefsi onu ya en öne iter, ya geride sessiz bırakır, köreltir ve sallabaş yapar. İkisi de makbul değildir. Kendini bilmeyen nefsi ve hırsı yüzünden en öne itilirse, liderlik sancağını hazırlıksız elinde bulur, bu sancak erdemsiz lider yüzünden ya parçalanır, bölünür yada ömrü bitmeye doğru gider. Kendini bilmez, tanımazsa, gelişmesini göremez, niteliksiz ve yetkin olmayan bir insan olur ki toplum onu arkaya iter. Bu insan da her şeye sallabaş olur, kullanılır ve koyun misalidir. Kendini bilmek, tanımak erdemdir. Onur, şeref, şahsiyet ve başarılar bu erdemin içindedir.

 
 6 -
"Ben merkeziyetçi" değil, "biz merkeziyetçi"dir. Ben merkeziyetçiler, çıkar ve menfaatlerine idealleri köprü, tabela yapar ; gerçek niyetlerini içine gizledikleri bir ambalaj gibi kullanırlar. Bütün öneri, tavsiye, hatta öne sürdükleri hatta ısrar ettikleri fikirleri, ülkülere yararı içerir gibi görünse de belli bir zaman sonra sonuçlarının kişinin çıkarlarını kuvvetlendirdiğini veya sağladığını görürüz. Ama iş işten geçer. "Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol." terbiyesi, bir idealin baki olmasını, adapsızlığı ise, bir idealin parçalanmasına neden olur. Unutmayın ki, kibir, gurur ve övünme "ben" den beslenir. Hata ve kusurları daima kendi nefsinde arar. Bu konuya örnek, günümüzde Atatürk, milliyetçilik, dinimiz bir takım çıkarların anahtarları olarak kullanılmaktadır.

 
  7 -
Susan ve kolay kabullenen değildir. Konuşma özgürlüğünü her zaman Sayokan ülküsü için kullanır. Ama kendini bilen ve tanıyanın konuşması ile, 6.ncı maddedeki "ben merkeziyetçi"nin konuşması farklıdır. Birisi Sayokan ülküsünü kuvvetlendirici ve geliştirici olurken, birisi bölücü ve kümeleştirici olur.

 
 8 -
Çok okuyandır tabiatı ile bilgi sahibidir. Ama bilginin hamalı değildir. Bilgi hakikati göstermez. Bilgi, yaşamın içinde canlı tutulursa, tecrübeler hasıl olur. Bilgi ve tecrübeli olmak, hakikate ulaştırır. Gerçek ile hakikat arasında ince bir çizgi vardır. Gerçek görünen yüz, hakikat ise görünmeyen yüzdür. Hakikati gören cahil olmaz. "Biz cahil dediğimiz zaman, mekteple okumamış olanları kastetmiyoruz. Kastettiğimiz ilim, hakikati bilmektir. Yoksa okumuş olanlardan en büyük cahiller çıktığı gibi, hiç okumak bilmeyenlerden de hakikati gören hakiki alimler çıkabilir." (M.K.Atatürk)

 
 9 -
Sıradüzeni (hiyerarşi) tanır ve icra eder. Sıradüzen içinde aynı ünvanlara sahip olanlar olsa bile, kıdem dediğimiz anlayış, ünvanlar arasına da farklılığı koyar. Sayokan'da sıradüzen vazgeçilemezdir, çiğnenemez bir anlayıştır. Sayokan' daki tüm alplar, sıradüzen içinde yerini ve haddini bilmek zorundadırlar. Sıradüzen bir disiplindir. Disiplinler özgürlüklerimizi nerede ve nasıl kullanacağımızı öğretirler. Özgürlük, kendi sınırlarımızı ve taşıdığımız misyonun disiplinlerini bilmemizi sağlar. Bu bilinç, beşeri münasebetlerimizi ve ideallerimize ulaşmamızı kolaylaştırır. Özgürlük, her şeyi yapabilmek, söyleyebilmek hakkı değildir. Sıradüzen anlayışı, itaati, sadakati ve saygıyı gerektirir.

 
10-
Sır tutmasını bilir. Sırrın sahibi bir gün kendine düşmanı olsa bile, düşmanlığına sırrı alet etmez.

 
11-
Kişilerin geçmişi ile bugünlerini, bu günleri ilke geleceklerini yargılamaz, ön yargıda bulunmaz. Kim bilebilir ki, geçmişi hoş olmayanın bu gün güzelleşeceğini, bugün güzel olanın yarın çirkinleşeceğini ; veya tersi olmayacağını.

 
12-
Milli ve ulvi bir davada, harcadıklarının veya desteklerinin karşılığını beklemez. Böyle bir anlayışa sahip olan, idealist olamaz. Hala idealistim diyor ve idealistlerin içinde yer alıyorsa, bir gün size desteklerinin hesabını sorar. Hesabını soramazsa, kendisi gibi düşünecek guruplar meydana getirmeye çalışır ki, bu bölücülük demektir. Fitnenin ve fesadın vücut bulması demektir. Bölücülüğün, fitne, fesadın olduğu hiç bir ideal başarıya ulaşamamıştır. Tarih böyle bir vakayı kayıt etmemiştir.

 
13-
Sabırla kardeş olur. Ama çalışarak sabredenlerdendir. Oturarak bekleyenlerden değil.
 
14-
Kamu mallarını korur.

 
15-
Devletinin siyasetini yakından takip eder. Güncel gelişmelerle, ilgilenir. Türkiye'nin ve Türk Milleti'nin ali menfaatlerini koruyanlarla, korumayanları tanır. Dünya ülkelerinin Türkiye'yi ve Türklere bakış açılarını, amaçlarını, ne kıymet biçtiklerini iyi bilir. Bu kıymetin neticesine göre, ülkelere ve varsa Türkiye içi taraftarlarına karşı duruşunu aleyhte veya lehte kesinleştirir.

 
 16-
Vakitsiz bilgi insanı ukala yapar. Ukalalık "ben"e hizmet eder. Bir insan bilmesi gerektiği kadar bilmelidir. Sayokan alpı bilmediklerinin veya kendisine söylenmeyenin ardına düşmez. Böyle bir merak, kişiyi ön yargılı yada dedikodu kazanının sorumlusu yapar.

 
17-
Sayokan'ı oluşturan dünde de bugünde de ne varsa tüm alplar koruyucusudur, değiştiricisi değildir. Sayokan, fertlere kabul ettirilmek için şirin gösterilmez veya kuruluşunda esası teşkil eden değerlerinden sırf yanlış anlaşılmasın yada herkesin kabullerinde yer alsın diye tavizlerde bulunulmaz. Milletler arası ilişkilerde de, arkadaşlıklarda da böyle bir yol tercih edilmez. Bu yol ilkesizlik, ülküsüzlüktür. Sayokan'ın içine Türk milletinin kabul edemeyeceği hiç bir değer konmamıştır. Sayokan'ın tüm değerleri ve nakşettikleri, 16 bin yıllık tarihinde var olan değerler ve hususiyetlerdir. Ve bu değer ve hususiyetler hiç bir kurumun, kuruluşun, cemiyetin, toplumun tasarrufunda değildir. Kabul etmeyen kendini, bilgisini sorgulamalıdır.

 
18-
 Sayokan'ı bilme ve tanımlama yetkinliği...Sayokan' da teorik ve pratik uzmanlığa erişip, üretken olunmaya başlandığında, Sayokan bilinecek ve tanımlanabilecektir. Uzmanlık ise bir süreçtir. Severek fedakarlık, çalışarak mesai harcama, sabrederek öğrenme ve tüm bu yetileri erdemli uygulama ile mümkündür. Yukarıda sayılan ve ifade edilecek karakterlere sahip olmakla beraber, teknik anlamda kusursuzluğa doğru yol almak uzmanlığa giden yol olacaktır. Sayokan'ı tanımlayabilmek, Sayokan'ın gelişmesinde, güçlenmesinde ve kitleselleşmesinde gerekli ön görüleri kazandıracak, üretkenliği geliştirecektir. Bu Sayokan'ın diğer savaş sanatları ile aynı kulvarda ve genel tanımlama içinde olmadığını ortaya koyacaktır. Sayokan Türk milletinin özüne dönüşün bir hareketidir. Özünü unutmuş insanlara özünü hatırlatmak ve görselleştirmek görevi mutlaktır, ama önce Sayokan alpı özü ile buluşmalıdır. Özünü unutmuş,unuttuğunun farkında değil, Sayokan'ın ilkelerinin bizim olduğunun farkında olmayan insanları kazanmak adına, Sayokan'ın ilkelerinde taviz Sayokan'ı önce uyumsuzluğa, sonra kendi içinde çelişkilere, sonra guruplaşmalara ve daha sonra bölünmeye götürür ki bunu yapmaya kimsenin hakkı yoktur. Ölene kadar bu vebal peşini bırakmaz. Unutmayınız ki ; inandıklarımızı yaşamazsak, yaşadıklarımıza inanmaya başlarız.

 
19-
Her Sayokan alpı bu disiplinlerle yetişmeli, yetiştirilmelidir. Her bir alp Atatürk'ün Kür-Şad'ı olmalıdır. Sayokan alpları ; emre itaat eder, sorumluğunu bilir, verilen görevi eksiksiz yerine getirir, "keşke" sözcüğüne müracaat etmez, kolay maazeret üretme acizliğini gösteremez. Dünyada hatta ülkemizde, bir Japon samurai savaşçısı, ninjası olmayı normal karşılayanlar varken, Sayokan alpları Atatürk'ün Kür-Şad'ı olamıyorsa kendilerini sorgulamalıdırlar. Bu tür kişilerin Sayokan'ı bırakıp başka savaş sanatları ile kahraman olmayı arzulamalarının Sayokan için bir sakıncası yoktur.

    
Alplarım ;
biliniz ki Sayokan'ı düşünüp ve fiiliyata geçtiğim 1990 yılından bu güne ciddi bir zaman harcadım. Bu harcanan zaman, sadece bir savaş sanatı meydana getirmek değildi. Türk kimliğini meydana getiren ne kadar hususiyetlerimiz varsa (unutulmuş-unutulmamış, değerini yitirmiş-yitirmemiş) bunları canlandırmaktı. Sayokan'ın teknik disiplinlerini mefta olarak kabul ederseniz, bu meftaya can veren ise Türklük değerlerimizdir. Bu disiplinleri yaşamınızda ilke edinmezseniz, Sayokan mefta olarak kalacak, belli bir süre sonra da çürümeye başlayacaktır. Henüz yaşıyorum ama bir gün her insan gibi öleceğim. Sayokan'ın gelecek nesillere mefta olarak devredilmemesi için siz alplara görevler ve bu disiplinleri yaşamak düşmektedir.Sayokan büyük Türk Milletine şahsımın hediyesi, bu disiplinler ise mirasıdır. Miras emanettir ve emaneti iyi koruyunuz. Bu emanetin içi "Atatürk'ün Türk milliyetçiliği" ile doludur. Atalarımızın öğütleri ile doludur. Bağımsızlık doludur. Bu emanetin içinde dilimiz konuşulur. Bu emanetin içinde "Hak"ın birliği ve adaleti vardır. İnancımızın nakşettiği, atalarımızın miras bıraktığı "Bir" sözcüğüne ulaşmak vardır. Ve ulviyatımızı şekillendiren "iman" vardır. Emanetle vebal beraber olduğundan, neticesinde ya bedel ödenir yada mükafat alınır. Sizler mükafat alanlardan olunuz.
   
  
 Alplarım;
unutmayınız ki bir kitle büyüdükçe kontrolü zorlaşır, sıkıntı ve problemler çoğalır. Kontrolsüz olunca kuvveti dağılır, dağılan kuvvet de sıkıntı ve problemlerin çözümü zorlaşır. Ama bu disiplinler, Sayokan'ın kültürel değerleri olarak yaşanır, yaşatılır ise büyüyen kitlenin kuvveti de, büyüdükçe kuvvetlenir. Alplarım ; "Türk Dünyasının Birliği" için de mesai harcayınız. Emperyalizmin hüküm sürdüğü bu günkü dünyada yalnızlıktan kurtulmak ve diğer Türk Halklarını da yalnız bırakmamak için bu birliğe ihtiyaç vardır. Bu ülküyü de içinizde canlı tutun ve bu birlik için vasıta ve vesileler arayın. Tüm alpların bu disiplinlere sahip, birer Türk ferdi olmalarını temenni ediyor, çalışmalarında başarılar diliyorum. Sayokan sizlere emanettir.

   "Yabgu" Nihat YİĞİT

 

 

Toplam 45381 ziyaretçi (90253 klik) kişi burdaydı!
 
YABGU NİHAT YİĞİT DİYOR Kİ:
Alplarım ; "Türk Dünyasının Birliği" için de mesai harcayınız. Emperyalizmin hüküm sürdüğü bu günkü dünyada yalnızlıktan kurtulmak ve diğer Türk Halklarını da yalnız bırakmamak için bu birliğe ihtiyaç vardır. Bu ülküyü de içinizde canlı tutun ve bu birlik için vasıta ve vesileler arayın. Bütün alpların bu disiplinlere sahip, birer Türk ferdi olmalarını temenni ediyor, çalışmalarında başarılar diliyorum. Sayokan sizlere emanettir.
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=